logosonlogosonlogokucuklogoson
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMIZDA
  • ŞUBELERİMİZ
  • MENÜ
  • PAKET MENÜ
  • GALERİ
  • İLHAM VEREN SOHBETLER
  • YÜZDE YÜZ BÜLTEN
  • BLOG
  • İLETİŞİM
  • Türkçe
REZERVASYON

Sanat Araç Değildir: Ahmet Güneştekin

22 Nisan 2023
Kategoriler
  • İlham Veren Sohbetler @tr
Etiketler
  • Ahmet Güneştekin
  • Gavur Mahallesi Sergisi
  • İlham Veren Sohbetler
  • Yüzde Yüz Cafe
  • Yüzde Yüz Cafe Alsancak
  • Yüzde Yüz Cafe İzmir
  • Yüzde yüz ilham veren sohbetler
yuzde-yuz-cafe-ilham-veren-sohbetler-ahmet-gunestekin-06

Sanat Araç Değildir: Ahmet Güneştekin

Durmadan üreten, sanatı ülke sınırlarını aşmış, gelişen, geliştiren, belki de en çok konuşulan, tartışılan sanatçılardan biri olan Ahmet Güneştekin ile bugüne kadar rekor kıran ziyaretçi sayısı sayesinde uzatılan ‘Gâvur Mahallesi’ bitmeden bir araya geldik. Bir fikri farklı disiplinlerle ifade edebilen, sadece ülke sınırlarını değil kendi sınırlarını da aşma gayretinde olan ve sanatseverleri sürekli zinde tutan yaklaşımı ile Güneştekin daha uzun yıllar boyunca zirvede olacak gibi görünüyor.
%100 İlham Veren Sohbetler’de hep merak ettiğim değerli sanatçı Ahmet Güneştekin’i ağırladım. Keyifli okumalar!
yuzde-yuz-cafe-ilham-veren-sohbetler-ahmet-gunestekin-02
BAŞKA DÜNYALAR İNŞA EDİYORUM
*Ahmet Güneştekin dengbejlerle beslenmiş, mitoloji ile yoğrulmuş ve resim ile yola çıkmış sanatçının köklerini, o derin ve bitmek bilmeyen kaynağını merak ediyorum, nedir sizin beslendiğiniz ve bizim görmediğimiz kaynağınız?
AHMET GÜNEŞTEKİN- Ben masallarla büyüyen bir çocuktum. Masalların araladığı kapıdan girdikten sonra kurmacayı öğrendim. Bana gerçeklerle kurguları akıcı bir şekilde bir yüzey üzerinde ifade etme gücü verdiler. Hikâye tutkumun özünde başka dünyalar inşa etmek vardı ve çocukluğumun bu görüntüleri hep benimle. Batman’dan ayrılıp İstanbul’a yerleştikten sonra ilk atölyemi Beyoğlu’nda açtım. Benim için bir eşikti, farklı üretim teknikleri denemeye başladım. Mitlerde bulduklarımı güncel sanat formlarıyla yorumlamaya başladım. Yaşadığım coğrafyada yürüttüğüm ve on yıla yayılan saha araştırmam sırasında bir ifade biçimini bir başkasına dönüştürmenin ve mitleri yorumlamanın yolları üzerinde çalıştım. Farklı yorumlama materyallerini kullanarak kavramsal bir yaklaşım izledim, hem nesnelerle hem de hareketli imgelerle çalışmanın olanaklarını kullandım. Kültürel tahayyüllerimiz tarih üzerine kurulu, tarihi neredeyse saplantı haline getirmiş bir kültürümüz var, dolayısıyla bugünü anlamak için anahtar kavramımız artakalanlar. “Gâvur Mahallesi”nde bununla karşılaşacaksınız, işaretlerin imgelere nasıl dönüşebildiğini göreceksiniz. Benim yaptığım sadece mitoslara ait öğelerin izini sürmek değil, daha çok bir düşünce formu olarak onların güncelliğini koruyabilmesiyle ilgileniyorum. Çalışmalarımda mitoslara bir komposizyon ya da ele alış biçimi olarak bakmıyorum, anlamı kodlamak ve hafıza görüntüleri yaratmak için büyülü bir yöntem olarak bakıyorum.
*’Gavur Mahallesi’ serginize geleceğim ama öncesinde sormak isterim: Sanata müthiş iştahla yaklaşan bir beyin, ruh ve gözlem yapan birini görüyorum. Daha da gelişen, farklı materyallere temas eden ve ettiren, gündemi, geçmişi sorgulayan ve bununla konseptler oluşturan aktif ve aktivist bir sanatçısınız. Sanat sizin için araç mı?
AG- Sanat hafıza gibi, bir ortamdır, bir araç değil. Çalışırken daha çok bugünü geçmişe nasıl bağlarım ve deneyim yüklü bir bakışı nasıl kurarım sorularına cevap arıyorum. Hafızanın çatlaklar dolu olduğunu,  seçiciliğini ve sessizlikler ürettiğini biliyorum. Hatırlamak kadar unutmanın da güç ilişkilerinin bir parçası çalıştığını görüyorum. Bu nedenle hafızanın bir mücadele alanı olarak güncel politik ilişkilere gömülü olduğunu düşünüyorum. Geçmişin şimdide aldığı biçimlerle ilgileniyorum. Yaşadığımız coğrafyada travma kaynağı olan toplumsal olayları kategorize etmek çok zor. Burada olduğu gibi kesintiye uğratılmış toplumsal hafızaya odaklanan sergiler çalışmak benim için geçmişle böyle bir bağ kurma çabası. Yaptığım her malzeme seçimi de bu ilişkiyi kurmaya yöneliktir. Her sanatçı bunu kendine özgü bir yöntemle yapar. Kavramlar ne kadar basit veya karmaşık olursa olsun, izleyicinin erişebilmesi için düşüncelerimizi materyale yerleştiriyoruz. Boş bir alanı dönüştürüyor ve yeni anlamlarla dolduruyoruz. Ama ne olursa olsun materyali düşünceye aç bırakmayacak şekilde kullanmak gerekiyor. Tüm bu araçlar nihayetinde önemlidir, ancak sanatın kendisi değildir.  
İNSAN KARAKTERİYLE KENDİ COĞRAFYASINI KURAR
*Ülkemizde bir çok genci destekleyen bir fon oluşturdunuz ve bildiğim kadarıyla da sık sık gençlerle bir araya geliyorsunuz. Siz de Batmanlı bir sanatçı olarak en azından sanatınızın başlangıçlarında bulunduğunuz yerden dolayı zorluklar yaşadınız mı? İbni Haldun’un dediğine katılıyor musunuz? ‘Coğrafya kader midir?’
AG- Herakleitos, insanın karakterinin kaderi olduğunu söylemişti. Evrensel ama dışsal nitelikli bir talih veya kader olgusunun değil, bireyin kendi karakterinin şekillendirdiği bir kaderden bahsediyordu. İnsanın yaşamla ve dünyayla ilgili sorumluluğunu kendisine veren bu ahlak anlayışı bana daha yakın geliyor. Verdiğimiz karar, yaptığımız her seçim karakterimiz tarafından şekillenir. İnsan karakteriyle kendi coğrafyasını kurar. Yani kendi yaşamlarımızın kurucularıyız. Yaşadığımız zorluklar bazen daha az, bazen daha fazla olabilir, esas olan bu zorluğa nasıl yaklaştığımız. Sanatçı olmak her zaman içsel bir ihtiyaç olmuştur. Üretmek için sahici bir derdiniz olmalı bu dünyayla. Bu yaratımın önüne geçecek ancak yine insanın kendisidir.
*Özel olarak merak ettiğim konulardan biridir: yurt dışında ülkemizi temsil eden değerli sanatçılarımızın içinde bulundukları sohbetlerin çerçevesi genelde ne oluyor? Sanat mı konuşuluyor? Yoksa gündemi yoğun olan ülkemizin siyaseti, dış politikaları gibi mevzular geçiyor mu?
AG- Siyasetin dışarda bıraktığı bir alan yok gibi görünüyor. Doğal olarak güncel siyaset de konuşuluyor ama genel çerçeve daha çok bir kültürel form olarak sergilerin organizasyonel boyutları, sergileme politikaları ve küratöryel kavramlar. Çağdaş sanat sergileri sürekli inşa halinde olan yerlerdir, her bir sergi ve her bir yeni gösterimle yeni anlamlar ve anlatılar üretilir. Sergi formunda inşa ettiğimiz anlatılar sayesinde sergiler güçlü birer anı üreticisine dönüşüyor. Biliyoruz ki yaşadığımız dünyada, farklılıklar, yönetilebilmek için fazla karmaşık oldukları için silinecek ve onlarla geçmişe dair tüm iz ve kalıntılar da silinecektir. Bugün tartıştığımız çağdaş sergilerdeki görsel izler baskın anlatıların huzurunu kaçırmak ve süregelen dışlayıcı pratikleri ortaya çıkarmak için. Elbette burada özgürleşmiş başkalığın kafese konmuş, kontrol altındaki renkli mevcudiyetinden bahsetmiyorum. Başka olanla hakiki bir karşılaşmanın ve bunun hakiki bir deneyiminin bir örneğini bulmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
*Peki ‘Bir başarı varsa ben onu ülkeme atfediyorum’ diyorsunuz, yurt içi ve yurt dışında en üretken sanatçılardansınız…sizce hakkınızda yapılan olumsuz eleştirilerin nedeni ne olabilir?
AG- Sanatsal yaratıcılığın kendine özgü bir özgürlük bilinci gerektirdiği gibi, bir sanat yapıtını yorumlama çabası da bağımsız bir düşünsel bilinç gerektirir. Her eser belirli bir bakışla üretilmiştir. Doğal olarak, değerlendiren esere başka bir bakış açısıyla bakabilir. Ancak eleştirmenin eseri bütün boyutlarıyla inceleyebilmesi için eserin yapım süreçlerini, biçim-öz ilişkilerini anlayıp yorumlayabilecek bilgi birikimine sahip olması gerekir. Hangi formda olursa olsun, hafıza çalışmaları etrafında toplumsal tartışmaların çıkması doğaldır. Kültürel bir form olarak sergiler, alternatif bir tarihin yazılabileceği alanlardır. Baskın sınıfların yazdığı tarihe karşı başka bir tarih bilinci yaratmak için hafıza çalışmaları kaçınılmaz. Bu alanda kapsayıcı bir bakış açısıyla ürettiğim işlerin bu çerçeveye uyduğunu düşünüyorum. Travmatik bir geçmişe bakarak çalışmak zordur ve ortaya çıkan işlerin etkilerinin tartışmalı boyutlarını anlayabiliyorum. Bu açıdan eleştiri yazılarını önemsiyorum. Henüz çözüme ulaşmamış bir geçmişle yüzleşmek zorundayız. Umarım bu çalışmalar etrafında gelişen tartışmalar, yaşadıklarımızı yeniden düşünmek için gerekli alanı açar.
*İzmir’de adeta ziyaretçi rekoru kıran ‘Gâvur Mahallesi’ sergisi yoğun ilgiden dolayı 7 Mayıs’a kadar uzatıldı. Sergi fikri, oluşumu ve aşamaları nasıl oldu?
AG- Bu coğrafya mübadelenin, insan değiş tokuşunun mekânı, tarihsel bir geçiş yolu. Mübadeleden neredeyse bir asır sonra, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen göçmenler için bir geçiş güzergâhı ve bu durum bazı sürekliliklere işaret ediyor. Gâvur Mahallesi’nde bunları okumaya çalıştım. Göç nesneleriyle ilgili çalışmalarımda, mübadelenin altında yatan düşünceye, buna dayalı politikaların nasıl üretildiğine baktım. Serginin önerdiği şey, ziyaretçilerin duygusal deneyimleriyle örtüşebilir veya örtüşmeyebilir; kesiştiklerinde birbirini geliştirebilir veya baskı altına alabilirler. Bunları göz önünde bulundurarak kürasyonu daha serbest bir yaklaşımla yapmak istedim. Çalışırken önceliğim, nesneler, ortam ve ziyaretçiler arasında farklı karşılaşma biçimlerini teşvik etmekti. Sonuç olarak, ziyaretçilerden gelen yorumlar, çeşitli ortam ve biçimlerde çalıştığım bu işler topluluğunun çoklu duyusal deneyimleri teşvik edebildiğini gösterdi. Sergiyi, göçün koşullandırdığı estetik anlayışa dayalı sergilerden farklı kılan, tek bir göç temasından ziyade göç kültürü etrafında şekillenmiş olması. Enstalasyon ve video çalışmalarda daha çok çağdaş kültürü karakterize eden göç hareketlerinin duyusal izlerine başka bir deyişle artakalanlara atıfta bulunmaya çalıştım. Sergiyi başka olanla hakiki bir karşılaşmanın, süregelen dışlayıcı pratikleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak düşündüm ve kurguladım.  
CENEVRE SÖZLEŞMESİ’NE AYKIRI
*Bir İzmirli olmaktan çok mutluyum ve gâvur denmesinden hiç gocunmuyorum, hatta söyleyenlere tebessümle bakıyorum ama çok iyi biliyoruz ki altında yatan acılar, dramlar var. Ortadoğu’nun batısında da olsak göç, mübadele, mülteci gibi içimize işlemiş aslında dünyayı ilgilendiren ama yükünü bizim sırtlandığımız sosyo-kültürel bir trajediyi sürekli yaşamaktayız. Sizin konuya bakışınız nedir?
AG- Duvarlar dikmekten, vize ve seyahat yasaklarına, mülteci pazarlıklarına kadar birçok ayrımcı uygulamaya tanık olduğumuz bir dönemde yaşıyoruz. Küresel mülteci krizi ve göç dalgalarıyla birlikte daha da görünür halen gelen bu uygulamaların insanlık dışı olduğunu düşünüyorum. Göçler ve beraberinde getirdiği sorunlar tek bir yere özgü değil, insanlığın ortak sorunudur. Bu ortak acıyı anlatan sergilemelerde, tarihin o belirli bir anında kendini ifade etme araçlarından mahrum bırakılmış toplulukların hayalleri ve yaşamları üzerinde çalışıldığının bilincinde olmalıyız. Sorunun çözümüne kapı aralayan her yorum, ahlaki ve insani değerleri ön plana çıkarmalıdır. Son yıllarda, dünyanın her yerinde mültecilere karşı daha az hoşgörü gösteriliyor.  Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı, insani değerleri yok sayan politikalar izleniyor. Her şeyden önce içselleştirmemiz gereken her bireyin değerli olduğu ve yaşama hakkına sahip olduğu ilkesi. ‘Gâvur Mahallesi’nde bu düşünceleri izliyorum. Enstalasyonlarda kullandığım, esas işlevlerinden koparılmış, bir zamanlar hayata dair şeyleri bir arada tutan tüm nesneler, geçmişin yerini alan göstergeler olarak çalışıyor. Göç kültürünü düşünerek kurguladığım bu estetik aynı zamanda kolektif hafızamızın parçalanmış alanlarını birleştirmeye yönelik bir yaklaşım öneriyor. 
*Sergi ile bu yaklaşımı çok doğru ifade ettiğinizi söyleyebiliriz. Gündeminizde başka projeler var mı?
AG- Bugüne kadar işlerim New York’tan Hong Kong’a, Amsterdam’dan Dubai’ye birçok çağdaş sanat platformunda sergilendi: Art Basel, Frieze, Arco Madrid, Art Dubai, The Armory Show, Art Breda gibi. Bir süredir kişisel sergilere ağırlık veriyorum ama çalışmalarımı bu platformlarda görmeye devam edeceksiniz. Marlborough Gallery ile çalışmaya başladığım dönemde işbirliği yaptığım birçok sanat galerisiyle ilişkilerim devam ediyor. Son olarak Milano’daki çağdaş sanat müzesi MA*GA ile çalışmaya başladım. Müze ile uluslararası sergi projeleri geliştireceğiz. İlk aşamada 2024 yılının sonbaharında sergim müze genelinde açılacak. Venedik Bienali için de çalışmalarımız devam ediyor. Moskova Modern Sanatlar Müzesi ile de kapsamlı bir sergi projesi üzerinde çalışıyoruz. Bu arada Urla’da yapımı devam eden ve Güneştekin Vakfı’na bağlı olarak çalışacak sanat rafinerisinin bu yıl tam olarak faaliyete geçmesini planlıyoruz. “Gâvur Mahallesi” vakfın ilk projesiydi. Yine vakfın çalışmaları kapsamından İstanbul Sultangazi’de başlattığımız bir sanat platformunda eser üretimine yönelik çalışmalar devam ediyor. Urla’daki rafineri, vakfın tüm çalışmalarının devamını sağlayacak bir platformu olarak çalışacak.
*Ahmet Bey ‘Gâvur Mahallesi’ serginin maliyetiyle ilgili büyük meblağların büyükşehir belediyesi tarafından karşılandığına dair bir açıklamanız var mı?
AG- - Bu serginin hazırlık ve yapım maliyeti 20 milyon TL.nin üzerinde oldu. Bunu tamamen biz karşıladık. Ahmet Güneştekin Vakfı ve bizim başında olduğumuz sanat kurulu ve sponsorlarımızla karşıladık. Büyükşehir belediyesinden biz hiçbir şey talep etmedik. Bize bu mekanı sağladılar, organizasyonda yer aldılar. Biz özellikle bu tür kurumlardan hiçbir destek almamaya özen gösteriyoruz. İleride hem herhangi bir dedikodunun olmaması ya da siyasi bir yapıdan destek alındığının gösterilmemesi açısından çok hassas davrandığımız bir konudur.
yuzde yuz cafe-ilham veren sohbetler ahmet güneştekin 01

https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/izmir/sanat-arac-degildir-ahmet-gunestekin-42255343

SOHBETTEN İZLENİMLERİM

  • Çok disiplinli
  • Ne istediğini bilen biri
  • Gündemle, dünyayla, gelişmelerle yakından ilgili
  • Gayet sıcak, açık görüşlü ve hoş sohbet
  • Sanatçı kafası kadar ticari zekası da gelişmiş biri
  • Çok çalışkan ve durmuyor
  • Saygılı

İkili Seçeneklerden (pembe olan kısımlar konuğun tercih ettikleri)

Koşu Yürüyüş  

Sıkılmak - Sabretmek

Susmak Konuşmak

Dans Etmek - Oturmak Alternatif olarak İzlemek

Klasik - Modern İkisinin Birleşimini Tercih Ederim - 

Dobra-Politik : DOBRA

Mesafeli - Samimi

Uykucu - Uykusuz

Heyecanlı- Sakin

Dergi- Kitap

Doğa - Konfor

Kedi - Köpek İkisi de

Güneş - Yağmur İkisi de

Çay - Kahve İkisi de

Et - Ot İkisi de

Disiplinli - Rahat

Unutur - Affetmez Unutmam ama Affediciyim  

Tatlı - Tuzlu Ortası

Çin Yemeği - İtalyan Yemeği İkisi de

Şarap - Rakı

Esprili - Ciddi İkisi de

KİMLİK
Burcu: Oğlak (22 Aralık)
Okuduğu okullar: İşletme eğitimi
İlgi alanları: Sanatın bütün disiplinleri, gastronomi, müzik, kitaplar ve sinema.
YÜZDE YÜZ
*Sizin için yüzde yüz tek gerçeklik nedir?
AG- Tek bir gerçeklik olabileceğini hayal edemiyorum. Çoklu gerçeklikler olabilir ancak, o da yaşamın tüm alanlarını kapsar, sınırlayamam, o yüzden de bir tanım yapmam mümkün değil.
*Yüzde yüz olmak istediğiniz yer neresi?
AG-Olmak istediğim yerdeyim.
*Yüzde yüz güvendiğiniz kişi?
AG-Güvendiğiniz insanlar şüphesiz vardır ama bu derece bir güven duygusu olabileceğini düşünmüyorum. Her insanın zaafları vardır, kimseye tümüyle güvenemezsiniz, buna ben de dahilim.
*Yüzde yüz bilmek istediğiniz şey? 
AG-Bilgi sonsuzdur, o yüzden de bilginin kendisi olabilir en çok bilmek istediğimiz.
 
KİMSİN?
* Düşüncelerini merak ettiğin kimin beyninde olmak isterdiniz?- -
AG- Aristo, Platon gibi ilk çağ felsefecilerinin düşünce dünyalarını, içinde yaşadıkları evreni nasıl algıladıklarını her zaman merak ederim.
*Kimin gözleriyle dünyayı görüp, algılamak isterdiniz?
AG- Dünyaya kendi gözlerimle bakmayı seviyorum. Ama şaşkınlıkla ve sevgiyle karşıladığım bazı bakışları deneyimlemek isterdim. Yaşar Kemal görme alanında daralma olmasın rağmen çevresini saran yaşama kimsenin bakamadığı şekilde, başka türlü bir bakış geliştirmişti, onun tasvirlerini, gözlemlerini ve anlatımlarını başka bir yerde bulamazsınız. Onun bakışına sahip olmayı ve dünyayı nasıl bu şekilde görmüş olabileceğini anlamayı isterdim.
NOKTALI YERLERİ DOLDUR?
*………çok iyi yaparım: YEMEK
*…….hiç beceremem: HER KONUDA BECERİKLİYİM, BECERİKLİ OLMAMAYI
*Çevrem beni …….biri olarak tanımlar: KARARLI VE TUTKULU
*Az kişi bilir ben …….biriyim: DUYGUSAL VE MERHAMETLİ
 
MANEVİ ANLAMDA YAŞAMDAN
*Kazandıklarım: Dostluklar, deneyim ve insanlar.
*Yatırımlarım: Sanata yatırım yaparım, kazandıklarımı eğitim, sanat ve kültür alanında kullanmak bana haz veriyor.
 
SİZE DAİR KISA KISA
*Sanatçı olmasanız ne olmak isterdiniz? 
AG- Düşünce olarak yakın olduğum için mimar olabilirdim belki ama yine de sanatçı olmanın bir yolunu bulurdum. 
*20 yıl önceki halinize döndünüz, ona ne öğüt verirdiniz?
AG- Ona yılgınlık duygusuna kapılmadan çalışmaya ve kedine inanmaya devam etmesini söylerdim.  
*Hayat mottonuz varsa nedir?
AG- Karakter insanın kaderidir, insanın her şeyidir, kim olacağını insan kendisi belirler.
 
İYİ Kİ…
*İyi ki yapmışım: Kendime inanıp sanat yapmaya devam etmişim.
*İyi ki kabul etmişim: Kendi dünyamda kalıp hiçbir siyası yapının bir parçası olmamayı düşünce olarak kabul etmişim ve bağımsızlığımdan hiçbir şekilde ödün vermemişim.
*İyi ki başladım: 1991- 1997 yılları arasında sanat çalışmalarına ara verdiğim bir inziva dönemi yaşamıştım, iyi ki yeniden sanata başlamışım.
*iyi ki yapmamışım: Ticaret.
Paylaş
73
KONAK PIER
Ataturk Caddesi
No: 19 19-B A.V.M.
Konak / IZMIR
Turkey
pier.yuzdeyuz@rangroup.com.tr


+90 (232) 441 5593
HILLTOWN KARSIYAKA
Yalı Mahallesi
6522 Sokak No:3
Karsiyaka / IZMIR
TURKEY
hilltown.yuzdeyuz@rangroup.com.tr


+90 (232) 504 7080
ALSANCAK
Dr. Mustafa Bey Caddesi
No:18
Alsancak / İZMİR
TÜRKİYE
alsancak.yuzdeyuz@rangroup.com.tr


+90 (232) 422 5535
© Copyright 2020
REZERVASYON
  • No translations available for this page